BİR DÜŞMAN SUBAYININ ANISI
Savaşın bütün hızıyla devam ettiği bir zamandı. Milli Şairimiz Mehmet Akif in:
"Kafa, göz, gövde, el ayak, çene, parmak
Yağıyor vadilere sağnak sağnak."
diye tasvir ettiği savaşm en korkunç bir şekilde cereyan ettiği bu anda, başından geçen hadiseyi düşman subayı şöyle anlatıyor:
"Birden bire müthiş bir patlama oldu. Yere kapaklandım. Sonra dehşetli bir sarsıntı ile havaya fırladım ve kendimi boğazın buz gibi sularında buldum...
Mayına çarpmıştık. Gemimiz batıyordu. Artık hiçbir şey yapılamazdı. Yüzerek kurtulmaktan başka bir çare de yoktu. Sahil yalandı. Fakat sağ bacağımdan yaralanmış olduğumu ve müthiş bir ıstırap verdiğini hissetmeğe başlamıştım.
Buna rağmen sahile doğru yüzmeye çalıştım. Tam karaya ayak atmak üzereyken, tüfeğine süngüsünü takmış bir Türk askerinin bana doğru koşarak geldiğini gördüm. Bu süngüden kurtulamayacağımı ve biraz soma göğsüme saplanan süngünün sırtımdan çıkacağım peşinen kabul ettim... Gözümü yumdum ve akıbetimi beklemeye başladım.
Türk askeri yanıma yaklaştı. Yere diz çöktü. Cebinden çıkardığı sargı beziyle yaramı sardı. Sonra da sırtından kaputunu çıkardı, titreyen ıslak vücuduma sardı.
Üzerimize yağan mermi yağmuruna hiç aldırış etmeden, koluma girdi. Yavaş yavaş geriye doğru yürüdük... Türk siperlerine gelmiştik. Beni orada da çok iyi karşıladılar. Türkler, siperlerinde bana sıcak çay ikram ettiler. Kısa bir zaman içinde kendime geldim."
Allah aşkına tarih boyunca Batı kültüründe böyle ulvi bir davranışa rastlamak mümkün müdür? Yabancıların bizzat yaşayarak anlattıkları bu manzaralar, bizim kültürümüzdeki sevgi, hoşgörü ve adalet anlayışımızın canlı şahidi ve en güzel tercümanıdır. Böyle bir milleti barbarlıkla suçlamak, tarihin en büyük haksızlığı ve iftirası olduğu gibi, düşmanların da bize ard niyetli bakışlarının talihsiz bir sonucudur. Biz diyoruz ki, insanlık ve yiğitlik odur ki, onu başkaları alkışlar ve takdir eder.
.
alıntı:Mustafa Turan - Destanlaşan Çanakkale